www.conag.org
baslikk

H O M E

AMACIMIZ
Kısa Filmler
Resimler
Türküler
Haberler
Tarihce
Yöremiz
Inanç
Gelenekler
Yemekler
Masallar
Ulaşım
Dernek
Şiirler
Taziye
Düğünler
Makaleler
Ziyaretci Sayfası
Linkler
Downloads
Kontak (e-mail)

Düğün ve evlenme gelenekleri

1963 - 64 Conag da bir düğün. Memli amcanın evinin önünde çekilmiş.
Kimin düğünü olduğu bilinmiyor. Atın başını tutan rahmetli Yusuf Akbal,
Sağda net görünen çocuk Kemal Naz.
Resmi siteye ulaştıran İsmail AKBAL

 

Kız isteme:
Conag ve çevresinde gençler günümüzde çoğunlukla birbirlerini tanıyarak ve isteyerek evlenirler. Buna rağmen görücü usulü evlilik de bu zamana kadar etkisini kaybetmeden süre gelen bir gelenektir. Delikanlı ve kız bir şekilde birbirlerine gösterilirler. İkisi de isterlerse tekrardan görüştürülürler. Sevginin sonradan oluşacağında yola çıkılarak veya öyle olduğuna inanılarak delikanlını ailesi ve köyün ileri gelenleri kızın ailesine gider ve kızı isterler. Kız ailesinde baba varsa genellikle onun kararı önemlidir. Eskiden istemediği halde evlendirilen çok kız olmuştur. İstenmeden evlendirilen bu insanların mutsuzlukları ile ilgili her Conaglı bir hikaye duymuştur.

Kız istenmeye gidildiğinde “Allah ‘in emri ve peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz.” denir kız tarafı kızlarını vereceklerse kızın babası kararı bildirir. Çoğu babalar kararı kızına bırakır 'kız istiyorsa' diye cevaplandırır. Bazen kızın istemesinin hemen ardından şerbet içilip söz kesilir. Bazen de söz kesme, isteme olayından birkaç hafta sonra yapılır. Söz kesmeden kısa bir süre sonra nişan yapılır.

Nişan:
Kız ve delikanlının aileleri anlaştıkları taktirde bir zaman sonra nişan yapılır. Nişan kızın evinde yapılır. Nişanın amacı iki gencin evleneceklerini topluma ilan etmektir. Karşılıklı nişan yüzükleri takılır. Nişan yüzüğü sağ elle takılır. Ailenin isteğine ve gücüne göre bir eğlence düzenlenir.

Qelend:

Kızın ailesi kızını vermeye razı olduğunda Qelend yani başlık parası üzerine pazarlık yapılırdı. Başlık parası üzerine yapılan tartışmalar hiç de insan onuruna yakışan cinsten değildi. Kızın, yani bir insanın değeri bir anlamda para ile ölçülüyordu. Halbuki insafsız olmayan anne ve babalar süt parası (Heqê şir) almakla yetinirlerdi. Başlık parası alma geleneği her ailede olmasa da kısmen 1980 li yıllara kadar süre gelmiştir.
Fakat Conag'lı delikanlılar başlık parasının yükseliğinden dolayı daha kestirme yol seçmişler. Bu yüzden kız kaçırarak evlenen Conaglı da çoktur. Ancak, kız kaçırıldıktan sonra işler daha da zorlaşabilir. Kız tarafı iş işten geçmiştir ve kaçırılan kız geri alınmaz geleneğinden yola çıkarak, yüklü bir başlık parası isteyebilir. Bunun üzerine erkek tarafının şartları kabul etmesi gerekir. Ama kaçırılma yüksek başlık parası nedeniyle olmuşsa uzun bir küskünlükten sonra barışma olabilir. İşin bu yanı duruma göre ve aileden aileye göre değişebilir.

Düğün
Genelikle nişandan sonra en kısa zamanda düğünün yapılması uygun bulunur. Ancak başlık parasının anında ödenip ödenmemesine göre düğün ertelenebilir. Düğünler genelde üç gün üç gece sürer. Ancak ekonomik durumu iyi olmayanlar bunu bır güne indirirler. Eskiden düğünler salonlarda yapılmadığı gibi, davetiye olarak düğün kartı da verilmezdi. Düğün kartı yerine mum gönderilirdi. Bu mumlar düğün için özel olarak yapılırlardı. Davetiye olarak mumun gönderilmesi eski bir gelenek ve nedeni ilginç olsa gerek.

Cêz u xelat
Düğün hazırlıkları başlayınca kızın ceyizi hazırlanır. Kızın kendisinin yaptığı el işlemeleri onun becerikliliğini ortaya koyar. Kız evine gidildiğinde kızın kardes ve akrabalarına xelat dedikleri hediyeler verilir.

Bu satırları yazan kişi olarak ayrıntıları iyi hatırlamıyorum. O yüzden eksik kalanları bilenlerden yazmalarını rica ediyorum. Bu gelenek ve görenekler bugün bize saçma da gelse, geçmişimizdir. Bugün salonlarda gelin ve damata para takılmasını ben kişi olarak daha çok yadırgıyorum. Ama insanlar nedense yapıyor.Benim aklımda güzel resimler var. Sizlere onları aktarayım.

Düğünün birinci günü erkek tarafının akrabaları ev ev dolaşılarak atlarla düğün evine getirilir ve diğer misafirler gelir, hayvanlar kesilir, yemekler pişirilir. Davul - zurana esliginde eğlence başlar.
Düğünün ikinci günü kına yakılır. Erkek tarafından seçilen 3 Berbu davul zurna eşliğinde at sırtında dolaştırılarak kızın evine götürülür. Kıza kına yapılır. Gelinin eline kına ile birlikte demir para da konur. Kına yakıldıktan sonra kız evinde de eğlence yapılır. Daha sonra erkek evine gelinir ve damada da kına yakılır. Damadı şoşman hazırlar.

 


İstanbul'da Conag'lıların kına gecesi
 

Şoşman ve Berbu
Şoşman ve berbu genelikle damat yakını evli bir çift olur. Şoşmanın kendisi damada evlilik ile ilgili bilgi verirken, eşi de gelini bilgilendirir. Eskiden insanlar çok genç yaşta evlenirilirlerdi. Cinselik konuları da tabu meseleler olduğu için, genç çifte bilgi verecek şoşman ve berbu çok gerekli idi. Bunların görevi düğünden önce başlar ve düğün sonrasına kadar sürerdi.

Düğünün üçüncü günü damat evde kalır. Şoşman ve Berbular atlara biner ve davul – zurna eşliğinde kız evinin kapsına dayanırlar. Kızın evinde aslında soğuk bir hava eser. Ev bir ferdini kaybedeceği için herkes üzülür. Bir de kız başka köye veya uzak bir köye gidiyorsa evin içinde matem havası eser. Zurnacı da insafsızdır. Kız hazırlanıp dışarıya çıkarılana kadar „kızın annesini ağlatma havası“ diye türkçeye çevrilen „Memê Alan“ (Mem u Zin deki Mem Alan aşiretinin oğludur) havası çalar. Zurnasının yönünü kızın evine dayayan zurnacı orda bulunan herkesi hüzünlendirir. Gözyaşları arasında evden çıkarılan kızın başı rengareng „kesk u sor u zer“ (Yeşıl-kırmızı-sarı) şallarla örtülüdür. Kız ata binirilir. Daha sonra neşeli havalar çalan davul zurna eşliğinde yola konulur. Gidilecek mesafe kısa ise yol özellikle uzatılır. İnsanlarin iyi bir şekilde görebileceği bir güzergah seçilir. Yol boyunca gelin alayının önü iple kesilir. Gençler para alana kadar gelin alayına geçit vermezler.

 

 


Dam üstünde damat
Gelinin başındaki renkli şalların altında fes bulunur. Fesin içine kafanın üst tarafına gelen ince bir yuvarlak tahta vardır. Bunun nedeni fesin yuvarlak olması ve de damın başında bekliyen ve gelinin kafasına elma atacak damadın attacağı elmaların gelinin kafasını acıtmamasıdır.
Döne dolaşa gelen gelin alayı damadın evinin önün durur. Damat şoşman ile birlikte damın üstünde beklerken, gelin kapının tam eşiğinde at sırtınada durur. Eskiden evlerin damı düz toprak idi. Gelin durunca damat elindeki üç elmayı teker teker gelinin kafasına atar. Amaç kızın tam kafasını hedeflemekdir. Damat bir eli ile nişan alıp elma atarken diğer eli ile bir mendili ağzına tutar. Ve elmayı öyle atar. Neden ağzını mendil ile kapatır? Ben bir çeşit nezaket işareti olduğunu zanediyorum. Ama emin değilim. Damdan atılan elmaların içine küçük paralar doldurulur. İlk elmanın içine en çok para konur. Damat elmayı atınca gelinin atının bulunduğu alanda çocuklar elmayı kapmak için kıyamet koparırcasına didişirler. Elmalar atıldıktan sonra damat yukardan şeker de fırlatır. Çocuklar büyük gürültü ile şeker kapma mücadelesi verirler.

Düğünlerde hediye:
Hatırladığım kadarıyla eskiden insanlar hediye verirken bugünkü gibi gösterişe önem vermezlerdi. Mesela eskiden Salı Pazar'ında papates satıcıları gibi bağırarak para toplanmazdı. Conag da 60 lı yıllarda hatırladığım bir düğünde hediye olarak bir dana getiren insanın görmesinler diye, danayı evin arka kapısında gizlice getirişini hatırlıyorum. Evlenen insanlara hediye vermek sosyal bir dayanışma idi. İçten gelen bir şeydi. Kimseze göstermeden kalbinden geleni verirdi. Ortalıkta para toplamak ise gösteriş ve hava atmanın bir ifadesi bence. Bu para takma yüzünden midir nedir solonlarda yapılan düğünleri sevmiyorum.
Kürterde 40 gün 40 gece düğün de yapan mutlaka çıkmıştır. Bir hafta süren düğünü sadece duydum. 3 gün 3 gece yapılan düğünü Conag da yaşadım. Çocuk idik. uyur, uyanır düğüne giderdik. Geç saatlere kadar eğlenirdik.
Eskiden düğünler davul zurnasız olmazdı. Açık havada köyde topluca oynamak ancak davul ve zurnanın yüksek sesi ile mümkündür.

Goşt u bulxur (Et ve bulgur)
Düğünlerin yemeği goşt u bulxur idi. Et büyük kazanlarda az su ile pişirilirdi. Küçük küçük kesilen haşlama türü bir yemekti. Yanına bulgur pilavı veriliridi. Yaklaşık 40 yıl kadar önce Mala Mirzali de 15 - 20 çocuğun adeta yarışarak yemek yiyişleri hala gözlerimin önünde. Rahmetli Murat abinin düğünü idi. Çocuklar ortaya konulan bir kaptan yiyiyordu. Usxarenin içinde kaşıklar çarpışırdı. En hızlısı doyardı. Ama goşt ve bulxura her halde zor doyulur, çünkü tapluca yenilince insanların iştahı daha da açılırdı. Bir de o zamanlar kavurma dışında sadece belirli zamanlarda et yenirdi.

Perde arkası
Eskiden evler küçük olduğu için evin bir bölümü perde gerilerek damat ve geline ayrılırdı. Damat ve gelinin bir - iki hafta perdenin arkasında çıkmazlardı. Damadın dışarı çıkması 2 haftayı bulabilirdi. Perdenin arkasında neden çıkılmazdı? Bunun nedeni gençlerin birbirlerine alışmaları, cinselliği yaşamalar idi. Ancak tek sebep bu değildi. Damat utangaç bır şekilde, başkalarının tuhaf bakışları altında dışarıya çıkardı. Cinsellik belkide bir ayıp olarak görülürdü.
Gelin ve damat daha perde arkasında iken köyün ileri gelen yaşlı kadınları biraraya gelirler ve gelinin genç kızlığının işareti olan çarşaf ortaya konurdu. Ve gelinin genç kızlığı yani 'namusun temizliği' duyurulurdu. Bu da kadınlar arasında yapılan başlı başına bir törendi.

Gelinlik
Conag da eskiden evlenme yaşına gelen genç kızlar baş örtü takarlardı. Evlendikten sonra gelinler beyaz ve çevresi boncuklarla işlenmiş bir tül atarlardı başlarına. Eskiden gelinler yüzlerini özellikle yaşlı erkeklere göstermezlermiş. Yıllarca gelinlik yapan Conag' lılardan bir de benim annemdi.

Yazdığımız bu konularda anılarınızı ve düşüncelerinizi bekliyoruz.
Geçmişte aklınıza gelen veya bugün yaşadığınız düğünlerle ilgili anılarınızı yazarsanız bu sayfaya ekleriz. Böylelikle evlenme ile ilgli gelenekler konusunda kapsamlı bilgiler edinmiş oluruz.

created by conag team
Kurdî   TürkçeEnglishDeutschDeutschTürkçeEnglishKurdî